Truyen3h.Co

AVARE TALEBELER (TEXTİNG)

Cesaretin Dayanağı

ayparemm


Bugün cuma, Akgün'e yazmamın üzerinden iki gün geçti.Bu iki gün içerisinde ona tekrar yazmak istedim ama biraz da korktum.Çünkü beni engelleyebilirdi.Onu rahatsız etmeyecek şekilde ilerlemeliydim.Taşlı bir yoldu bu, her adımımı dikkatli atmalıydım.

Derken parmaklarım o haddi kendinde buldu ve,

Siz: Privyet, aşkımın gülü. ( Görüldü)

Siz: Bugün günlerden cuma, aynı zamanda okula gittiğimiz son cuma ve aynı zamanda hayırlı gün. ( Görüldü)

Siz: Bu arada cuma namazını kıldın değil mi? 🤨 (Görüldü)

Siz:


Akgünavcı: - Yazıyor...Yazıyor...Yazıyor...

Akgünavcı: Bela mısın başıma kızım?

Siz: Bana kızım deme!😡

Akgünavcı: Şimdi bir şey derdim de ayıp olur...

Siz:


Akgünavcı: Tımarhaneliksin.

Siz:

( Görüldü)

***

2 saat geçmişti konuşmamızın üzerinden.
Annemin zoruyla gidiyordum işte, yoksa gitmeye de hiç niyetim yoktu.

Gözlerim ile uyumlu olsun diye uzun zaman önce aldığım yeşil
elbisemi giymiştim, saçlarıma pek işlem yapma gereği görmemiştim.Zaten doğal dalgalı saç tipine sahiptim, sadece önden iki örgü yapmıştım.Yüzüme fondöten sürmedim, yüzüm zaten tertemiz ve pürüssüzdü.Son olarak ta hafif bir far sürdüm ve işin eyeliner kısmını da bitirdim .Ruj sürmedim.Neden diye sormayın çünkü ben doğal takılan bir watty kızıyım!

( Temsili budur ayrıca beğendiniz mi modeli? )

Yarım saatlik yolculuktan sonra düğün salonuna ulaşmıştık.Annemle birlikte kuzenimi tebrik ettikten sonra ben hemen boş bir masayı kapmıştım.Annem ise teyzemin yanına gitmişti.

Ben önümdeki kurabiyeleri kemirirken aynı zamanda reels kaydırıyordum.Canım çok sıkılıyordu, aslında gelmeyi pek istemiyordum fakat annemin zorlaması ile gelmiştim.

6 saat geçmişti ve bizimkiler hâlâ halay çekmekteydi.
Şimdi soracaksınız bu kadar uzun süreli düğün mü olur diye ama eğer doğuluysanız buna gayet alışıksın olmalısınız.Hangi şehirde mi yaşıyorum? Diyarbakır.Evet, İstanbul değil, Antalya değil hele New York hiç değil!

Düğünün pasta kesme kısmı da nihayet bittiğinde, para takma töreni başlamıştı.Dakikalar birbirinin ardına girdiğinde de annemi aramaya başlamıştım.Başım ağrıyordu ve evime gitmek istiyordum.Ama benim anam yine ortalıkta yoktu.

Annemi bulamadığımda ise tekrar yerime geçip onu beklemeye başladım.Elbette binden fazla kişinin bulunduğu ortamda annemi bulmam zor olurdu.

O aklıma geldi ve anlık cesaretle, tekrar her şeyin sonunda utançtan gebereceğimi bildiğim halde yazdım.

Siz:

Siz:Biraz geç oldu ama olsun 12'yi geçmediği için sıkıntı yok.

Akgünavcı: İşin gücün yok mu senin? Canın sıkıldıkça bana yazıyorsun.

Siz: Var, sensin benim "işim gücüm".

Akgünavcı: Çıldırtmaksa beni amacın, tebrikler başardın.

Siz: Ne olmuş seni sevmişsem, boyuna posuna vurulmuşsam.

Akgünavcı: Sevme kızım beni.İstemiyorum sevgini falan, benim hayatımda aşka yer yok.

Siz:


Siz: Belki de asıl aşkı doğru kişiyle yaşamadığın için böyle
düşünüyorsun.


Akgünavcı: Yok öyle bir şey.

Siz:

Akgünavcı: Benimle uğraşacağına gidip ders çalış, sınav senendesin.

Siz:

Siz: Sen o işi bana bırak koçum,büyük ihtimalle birinci benim.

Akgünavcı: Sen mi kim olduğunu söylemek istersin yoksa ben farklı yollara başvurarak kim olduğunu öğreneyim mi?

Siz:

Akgünavcı: Sen bilirsin.

Akgünavcı: Öyleyse uyuyacağım.

Siz:

( Görüldü)

***

Sabah geç uyanmıştım normal olarak, gecenin 1'inde eve gelmiştik neredeyse.Öğleye doğru evi toparlamayı bitirmiştim ve şu an kahvaltı yapıyorum.Dünün yorgunluğu vardı üzerimde ve uykumu da tam alamamıştım.Karnım doymuştu ve masayı toparladıktan sonra oturma odasına geçtim.

Televizyon izlerken aniden o tüm zihnimi esir aldı.

Siz:

Siz: Uyan artık ey sevgili, gün aydı.

Akgünavcı: Yine mi sen?

Siz:

Siz:


Akgünavcı: Var, sorun bizzat sensin.

Siz:

Akgünavcı: Açıkça söylüyorum ama anlamıyorsun galiba, kızım bi bırak peşimi!

Siz: Hayır , bi bırakmayacağım peşini😠😠

Siz:


Siz: Henüz yaşamamız gereken çok şey var çawreşamın 🤭

Akgünavcı: Hayal dünyanda sana mutluluklar.

Siz:


Siz: Al kırdın kırdın... (Görüldü)

***

Gece vaktiydi,12'ye yarım saatten az kalmıştı.Yarın Akgün'ün doğum günüydü ve bunu fırsat bilerek ona yazdım.

Siz:


Akgünavcı: Hayır.

Siz: Ne yapıyorsun peki?

Akgünavcı: Sigara içiyorum.

Siz: Ama aşkım ciğerlerine yazık.

Akgünavcı: Benim bedenim benim kararım.

Siz:


Siz: Winston mu, Parlament mi?

Akgünavcı: İkisini aynı anda seviyorum.

Siz: İyi.

Siz: Yine de sen çok içme.

Akgünavcı: Fikrini soran olmadı.

Siz: Öff tamam be!

Bir şey daha yazıyordum ki o benden önce davranmıştı.

Akgünavcı: Uyumam lazım ve sende artık uyu.

Bu neydi şimdi?
Neyse deyip işe koyuldum.Ona kendi ellerimle pasta yapacaktım.Sessizce yapıyordum çünkü canım anam her an uyanabilirdi.Tam anlamıyla bittiğinde ise pastayı dikkatlice dolaba koydum ve bulaşıkları da halledip balkona attım kendimi.

Evet, bu yaz sıcağında tabiki de içerde uyumuyordum.Serin döşeğimde uzanıyordum ve kafamda bir plan yapıyordum.Bilincim yavaşça kapanırken ben her şeyi yarına bıraktım.Merak ediyordum ne olacağını ama biraz da korkuyordum tabii.

" Eğer her şeyin neticesinde olacakları bilseydim,kendimi bu ateşin içine atıp kül olmama müsaade etmezdim."

***

Bugün pazar,aynı zamanda "göz bebeğimin" doğum günü.

Hediyesini büyük bir özenle paketleyip, ardından kutuya koydum.Bir kart aldım ve bunların bana ait olduğuna dair bir şeyler yazdım.Yaptığım pastayı da alıp yola koyuldum.

Tamamen siyaha bürünmüştüm, dikkat çekmeyeyim derken daha çok fark ediliyordum ama olsun.

Siteden çıkış yaptığımda Cafer'in yanımda bitmesi bir olmuştu.Hızlıca ona görevini açıkladıktan  sonra tekrar siteye girdim.Cafer 13 yaşında zeki bir çocuktu.Ayrıca benim sağ kolumdu.Ne desem gıkını çıkarmaz sorgulamadan  yapardı yani.

Aha!Geliyor hayatımın anlamı.O fark etmeden hemen evimin yolunu tuttum.Evet hediyemi almıştı, çok korkmuştum almaz diye.

Heyecanla otururken telefonuma gelen bildirim sesiyle irkildim.Ve hemen telefonumu açtım.

Akgünavcı: Bunlar ne Allah aşkına?

Siz: Öncelikle iyi ki doğdun öfkeli civcivim🥰🥰

Siz: Onlar senin doğum günü hediyen, güle güle kullan.O pastayı da benim için ye  lütfen bizzat ben yaptım çünkü.

Akgünavcı: Evimin adresini nereden buldun?

Siz: Aaa teessüf ederim ama ben seni donunun rengine kadar tanıyorum.
 
Evet onu da biliyorum ama nereden gördüğümü sormayın...

Akgünavcı: Nasıl oluyor lan bu?

Siz:

Akgünavcı: Siktir! Seni hafife almışım.

Siz: Öyle.Bu arada ayakkabı ayağına tam oldu değil mi?

Akgünavcı: Her şeyi anlarım da zemzem suyu ve hurma göndermek nedir kızım?

Siz: Büyükannem hacdan getirmişti.Ye,iç işte sorgulama.

Akgünavcı: Yok olmayacak böyle, kim olduğunu bulmam lazım.

Siz:

Siz: Sana bir şey diyeyim mi?

Akgünavcı: Evet?

Siz: 🖕 bulursun.

Akgünavcı: Öyle diyorsun yani?

Siz: Ben istemediğim sürece sen beni bilemezsin diyorum.
(Görüldü)

***

Neyime mi güveniyorum? Merak etmeyin ben kendimi garantiye almadan tehlikeli yollara ayak basmam.

Elbette onun beni bulabilme ihtimalini bilerek bu yola girdim.

"Onunla farklı bir şekilde karşılaşacağımızı bilseydim bunu göze almazdım".

Bạn đang đọc truyện trên: Truyen3h.Co