Truyen3h.Co

bgb

1

railith

28 Ocak 2026.

Gerçekten oldukça özenilmiş bir geceydi, Tarık'ın en sevdiği mekanlardan biri Şehmus tarafından kapattırılmıştı. Organizasyon da tamamen Emre'deydi. O da en yakın arkadaşı için elinden gelenin en iyisini yapmıştı.

Tabii, işin içine Yaprak ve Yağmur'u da dahil etmişti. Yaprak "T, B, 1 ve 3" yazan büyük uçan balonların arasında resmen kaybolmuştu, balonları nereye koysa düzgün olmuyordu. Zaten Tarık için pek de kılını kıpırdatmak istememişti, fakat Emre'nin dırdırını çekmemek için mecburen uğraşıyordu.

Yağmur ise.. Yağmur elindeki telefonla sırıtarak bir duvarın kenarına yaslanmıştı, sanki orada değil gibiydi.. Oysa Tarık'ı en çok da o seviyor. Daha doğrusu seviyordu..

"Bir işin ucundan mı tutsanız acaba Yağmur hanım, çıldırtacak mısınız siz beni ya!" demişti Emre söylenirken, bir yandan da üzerinde pasta olan tekerlekli standı en uygun yere yerleştirmeye çalışıyordu..

"İpek'ten yardım isteseydin, uğraşamam.." demişti Yağmur kime attığı belli olmayan mesajları atmaya devam ederken.

"Sıçtık biz ya, yetiştiremeyeceğiz.." demişti Şehmus elindeki plastik bira bardağını yere atarken.

"Etrafı kirletmeden dur en azından!" diye cırlamıştı Yaprak da. Sonra düşünmüştü. "İpek cadısı nerede bu arada? Sevgilisi değil mi, bir boka yarasaydı!"

"Tarık'ı oyalıyor ya aşkım, ben mi oyalasaydım Tarık'ı!" demişti Şehmus oflayarak, kendini sandalyelerin arasına atıp ölü taklidi yapma planları yapıyordu şu sıralarda.

"Sen kiminle konuşuyorsun? Yine şu Tophane civarında takılan met çeken rapçi çocuk değildir umarım.. Ondan bir bok olmaz Yağmur, torbacıya benziyor bu! Ağzımızın tadı kaçacak.." demişti Yaprak yakınırken, galiba son zamanlarda fazla yaprak dökümü izlemişti ki, Hayriye hanım gibi davranıyordu..

"Şamil met çekmiyor bir kere!" demişti Yağmur gözlerini kısarken, ama kendi de emin olamıyor gibiydi.

"Sen Tarık'a aşıkken daha çekilebilir duruyordun, gerçi.. Onu da sevmiyorum.."

O sırada Şehmus araya karışmıştı, lafa atlamıştı..

"Kankamın neyi varmış ya! Adam gibi adam, Bosna Aslanı!" demişti gururla, Yaprak da yüzünü buruşturmuştu..

"Tarık mı aslan? Olsa olsa fare olur o, Bosna faresi.."

"Çocuğu doğum gününde gömmeyin bari lan!" demişti Emre son kontrolleri yaparken. Tarık ve İpek neredeyse gelirlerdi..

O sırada da mekanın kapısı pat diye açılmıştı, içeriye hiç durmadan söven, üzerindeki siyah gömleğin düğmeleri yarıya kadar açılmış, dağınık saçlı bir Tarık Biberovic girmişti.

İşin sıkıntılı yanı, herkes onu görünce.. Hayalet görmüşcesine sadece bakmışlardı..

Emre hariç.

"SÜRPRİİİZZZZ!" diye bağırmış, ardından mesafeyi ayarlayamayarak Tarık'ın yüzünün tam ortasına konfeti patlatmıştı..

"Amına koyayım Emre! Napıyorsun lan!" demişti Tarık kendini geriye atarken, Yağmur ise yaslandığı duvardan ayrılarak sırıtmaya başlamıştı..

"Doğum günün kutlu olsun Biberovic.." demişti alayla, Tarık pek takmamış gibiydi. Kafasıyla onaylayıp geçmişti.

"Keşke doğmasaydın Tarıkovic." demişti Yaprak, zaten başka kimse böyle demezdi.. Daha sonra da Şehmus'un yanına geçmişti, sarılarak oturuyorlardı..

"İpek nerede lan?" demişti Şehmus sanki hissetmişcesine.

"Atıştık biraz, bana buranın adresini verdi.. Aptal arkadaşların sana doğum günü organizasyonu yapmış diye.."

"Aptal arkadaşların?" demişti Yağmur inadına, İpek'i oldu olası sevmemişti. Kim sevdiği adamın sevgilisini sevebilirdi ki zaten..

"Laflara fazla takılmasak? Yani, doğum günümde saçmalıklarla uğraşmak istemiyorum." demişti konuyu kapatmak istercesine, Yağmur ile aralarındaki o görünmez buz duvarı, sanki daha da kalınlaşmıştı.

Yağmur bir şey demeden Emre'nin yanına oturmuştu, herkes sohbet etmeye başlamıştı. O ise sadece Yaprak'a cevap veriyordu, pek konuşmuyordu. Ve bu yüzden gerilim iyice tavan yapmıştı..

"Pastayı getireyim.." diyerek Şehmus kalkmıştı, Yaprak da onun peşinden gitmişti..

"Pastayı bırakıp arka odada sevişmezler umarım.." demişti Emre de zevzekçe sırıtırken, Yağmur gözlerini devirirken, Tarık da tövbe çekmişti..

Yağmur ise onun bu haline sadece sırıtmıştı, şimdi tövbe çekmesinin hiçbir anlamı yoktu, normalde öyle biri değildi, buzları kırabilene tabii..

Birkaç dakika içerisinde Yaprak ve Şehmus pastayı getirmişlerdi, birkaç dakikalığına herkes sakinleşmiş ve doğum günü şarkıları söylüyordu..

Hediyeler verilmişti, ama bir sıkıntı vardı.. Herkes uzun ince birer kutu bırakmıştı Tarık'ın önüne, sonra da birbirleriyle bakışmışlardı..

Tarık tüm kutuları teker teker açtığında kahkahalara boğulmuştu..

"Haberleşmeden hediye almayalım demiştim!" diye bağırmıştı Şehmus o anda.

Tarık'ın önünde, dört kutu, ve içerilerinde dört adet tesbih vardı..

"Yeni tesbihlerim için teşekkür ederim, kombinlerime göre kullanacağım artık.." demişti hala kahkahalarla gülerken.

-

aminakoyim31 🫴🏻

Bạn đang đọc truyện trên: Truyen3h.Co