1
Barış, koşar adımlarla panoya asılmış sonuç sıralamasına bakmaya gidiyordu. Yaninda arkadaşı efenin kolundan çekiştirerek, hiç durmadan adimlarini bir öncekinden daha hızlı atıyordu. Heyecanlı değildi, sadece paniklemisti. Yapilan en son sınavı pek iyi geçmemişti, gelen sonuç onu korkutuyordu. Eğer istenilen puanda değilse babasi onu fena hirpaliycakti.
Nefes nefese kalan efe, zorlukla kendini dizginlemeye çalıştı. "Ya Allah aşkına bi dur barisya arap ati gibi koşusturuyoruz hayırdır birileri bizim üzerimizden iddaya falan mi girdi" efe adımlarını yavaşlattarak nefes alış verislerini düzenli hale getirdi.
"Uff efe çok konuşarak efor harcayacigina hizlan" barış hayla efenin kolunu bırakmamıştı ama o da biraz olsa yavaslamisti. Adimlarini tam panonun önünde durdurdu. Ve gözleri kendi adini aramaya koyuldu.
Bastaki isimlerde gözlerini gezdirirken kendi adını üçüncü sırada gördü.
Üç, bildiğimiz üç. İkiden sonra gelen üç?
Barış gördüğü ile dona kaldı. Öylece dururarak üçüncü olusunu sindirmeye çalıştı. Avuç içlerine tırnaklarını bastırdı, gözlerini açıp kapatıp tekrar baktı. Hayır değişen hiçbir sey olmamisti. Parmağını adi yazılı yere götürerek kağıt üstünde gezdirdi "şaka mi bu" efe yaninda konusan arkadasina bakışlarını çevirdi. Gözleri kagitta yazılan barış ismine kayinca sıcak bir tebessumle kolunu arkadasinin omzuna atti "ouyy feci saplamissin bizlere birader, yavas ol be yetisemiyoruz" sevinçli bi sesle konuştu efe.
Efenin aksine barış pek mutlu değildi, gözleri ismi yazili yere kenetlenmis sadece bos bakislarla bakıyordu. Efe ise kolunu barışın omzunda çekerek, kendi adini aramaya başladı "benim sınavı iptal mi ettiler amina koyayim nerde adim" kağıda daha dikkatli bir şekilde bakarak adını bulmaya koyuldu.
Barış gözlerini kendi adinin olduğu yerden ayırdı. Ve üstündeki iki isme baktı, bu isimlerden biri tanıdıkti. O isim; Milan önder.
Barışın en büyük rakiplerinden biri değildi ama güçlü rakipleridendi. Özellikle milanin rahatlikla kendisini geciyor olusu barışın oldukça sinirini bozuyordu. Sinirden ellerini sıktı, bu sonuçla babasıyla yüzleşmek pek de istemiyordu.
Daha sonrasında barış, arkasında birşey belirlediğini hissetti. Sırtı bir başka bişeye temas ediyordu, kafasının üstünden bir el uzandi panodaki kağıda ve işaret parmağını listenin en başındaki ismin üstüne yerleştirdi "vaybee stres atmaya girmiştim sadece" keyifli bir ses tonu işitti barış, yüzü biraz olsa kasilsada hiç belli etmeden arkasina doğru döndü.
Basini kaldırıp, karşısındaki oğlanin gözlerini gözleriyle buluşturdu. Sessiz bi tiniyla ağzını araladı. "Kopyami çektin?" Milan önce duyduklarina anlam veremedi, Bir kac dakika barışin yüzünü izledi ve sonrasında alayla güldü.
"Nee? puhahaaha güzel şaka" barış tek kasini yukariya doğru kaldirdi ve biraz daha karşısındaki bedene yaklaştı. Hafifçe parmak uçlarına yükselerek milanin kulağına yetişti "sana ciddi bi soru soruyorum milan" yavaşça parmak uçlarında inerek devam etti barış. "Sen bu kadar iyi yapmiyordun hayırdır"
Milan sıritisini hiç dudaklarindan ayirmadi. "Disiplinli bir çalışma ve azimli adimlarim beni giderek daha iyi hale getiriyor" bakışlarını barışın saçlarına doğru çevirdi. "yani sende bu taktiği deneyimleyerek benim gibi olabilirsin marul kafa" elini barışın saçına doğru goturerek, karistirdi. Barış önce sinirle bir nefes verdi sonrasında milanin elini tutup itti.
Barış öfkeyle solurken milan ise tebessümünu en güzel şekilde dudaklarına tekrar yerleştirdi ve adımlarını arkadaşı oğuzhana doğru ilerletti.barış ofkesiyle sadece arkasından baka kaldi.
Aradan geçen on-on beş dakika sonra zil çaldı, barış adımlarına sınıfına doğru cevirerek usulca sırasına oturdu. Basini siriya yerlestirerek kollariyla yüzünü kapatti. Ve düşünmeye başladı, evde olacakları.
Eğer şanslı gunundeyse sadece bir azarlama yada bir tokatla günü bitirdi
Fakat kötü gunundeyse korkunc olasılıklar vardı...
Barış sadece bugun babasinin içmemiş olmasini diledi, babası alkol tuknetigi zaman korkunc bir canavara dönüşüyordu. evet, bir canavara.
Baris saçlarında bir el hissetiginde kafasini siradan kaldirip, karşısına bakti. Batu ona telaşlı bir şekilde bakıyordu. "İyimsin barış bisey mi oldu?" Barış hayir anlamda başını salladı. "Cok durgunsun hastamisin yoksa?" Barış yalandan dudaklarına buzdu, bakışlarıni yardima ihtiyaci varmiscasina batuya yönelti "çok hastayım batu.. doktorlar derman olamiyor bana öleceğim.. beni son kez beni mutlu etmek istemezmiydin?" Aglamakli ses tonu batuyu daha da endiseye soktu.
Ta ki barış arkadan ensesine bir saplak yiyene kadar. Efe arkadan ensesine vurmuştu. "Duygu sömürüsü yapma lan pic" barış rolünu koruyarak bu sefer bakislarini efeye yönelti "ahh tabi sen bilmiyorsun kardeşim olucegimi.. olsun öğrenmiş oldun bu acı haberi" efe barışın haline güldü.
Barış, ses tonunun masumlugunu koruyarak konusmasina devam etti "biliyorum beni mutlu etmek istiyorusnuz size beni mutlu edebilecek o şeyi paylaşmamı istermisiniz" efe gülüşünü devam ettirerek agzini araladı "neymiş seni mutlu edebilecek şey" barış hafifce gulumsedi "tabikide ibanima sadece iki bin liracik para göndermek" efe ikinci defa barışın enseye vurdu.
"Kefeni bedavayami getirmeye calisiyon amina koyayim, iki bin ne batu tt yayinlarinda o kadar kazanmiyor" batu bakislarini efeye döndürdü. "Bikere ben yayinlardan Oğuzhan sayesinde bes bini bile görüyorum" dedi batu.
"Bulmuşsun tabi sende zengin cocu ooohh ye parasını" barış rolünden cikarak konuştu. Batu tatli bir sinirle barisin omzuna vurdu. "Sizden darp raporu alip donunuza kadar alsam mi diğer taktikleri yemiyorsunuz" efe gözlerini devirdi, "uff barış sen test çözmelere devam etsene canim ya" efe bakislarini arkasina doğru cevirerek elini çantasına atarak defterini aramaya başladı.
Bu sirada batuda kendi sırasına doğru geçti. Barış da sıranın altindaki test kitabini çıkarıp, çözmeye başladı.
Etüt saatinde oldukları için herkes sadece önünde kitabiyla ilgeniyordu, barış önündeki soruları çözerken akli hayla biraz bulanikti, dahaca içini ferahlatamamisti. Suan da pek rahat değildi sanki sırtına tirmanan bakışlari hissedebiliyordu. İzlendiğini anlamis olmali ki, kafasini cam kenarındaki arka siraya çevirdi. Ve onunla göz göze geldi barış, milanla. Milan ona bakiyordu, ama bakışları sert olmaktan oldukça uzaktı.
Barış ona tehditkar bakışlarını gönderdi, milan onun aksine daha farklı bi anlamda bakıyordu. Barışın anlayamadı bi tür bakış. Barış milanin gözlerini kacirmayacagini anladığında kendisi gözlerini kaçırdı. Ve tekrar onune döndü.
Ders boyu bu sürekli tekrarladı barış nezmaan basini arka sirada ki milana cevirse, her türlü göz göze geliyorlardı. En sonunda çıkış zilinde herkes ayıklandı, öğrenciler hizlica okul binasinin dışına doğru akin etti. Milanda barışın görüş hizasınsa kaybolmus oldu.
Barış eve doğru adimlarken, adımları sanki geri geri gitmek istercesine zorlanıyordu. İçini huzursuzluk kaplamıştı. Babası evdeydi muhtemelen ve koltukda oturmuş onu bekliyordu.
Barış hiçbir zaman babasinin canavarligindan arkadaşlarına bahsetmemis olsada ufak tefek şeyleri anlatmışti. Ama yinede arkadaşlarınin bildikleri yaşananlarin yaninda pekde bi oluru yoktu.
Anahtari ile kapiyi açtı, ve içeriye doğru adımladi barış. Sessiz, hayalet yürüyüşünden farkı olmayan adımlarla ilerliyordu. Merdivene doğru adimliycakken babasının sesini işitti "hoşgeldin, barış" adımlarını durdurdu. Baris sırtı dönük olan babasına doğru baktı.
"Buraya gel" oldukça sert bi tonda konustu barışın babası, sessiz adımlarını bu kez babasına doğru yönelti barış. Ellerini şimdiden terlemisti. "Sınav sonucunu gördüm" barışın babası ayaga kalkarak yüzünü barışa çevirdi.
Ve sonra o tanıdık acı belirdi barışın yüzünde.
Tokatin acisi.
Baris aldığı tokat darbesiyle yana doğru savruldu. barışın babası hiç durmadan bir daha ayni darbeyi gerçekleştirdi. ikinci tokatka beraber yere düştü barış. Düştüğü yerde kala kaldi ayaga kalkamadi, veya kalkmaya cesareti bulamadı. Yüzünde boybuna doğru bi sızı hisseti, akışkan bir sızı. Hayır, bu bir göz yaşı değildi. Kandi.
Barış ellerini yüzüne götürdü, burnu kanıyordu. Eline bulusam kana dehşet dolu baktı, barış kandan korkardı.
"Ben sana beni o okulda rezil etme demedim mi? İşe yaramaz herif" barışın babasi sinirle yerde yatan oğlunun saçıni elleri arasına alip, oğlunun yüzünu görüş hizasini getirdi. Kanayan burnuna görünce igrenirmiscesine suratını ekşitti. tuttuğu bir avuç saçı geri itiverdi. "Git. gözüme gözükme" barış üstünü başını toparlayamadan kosarak merdivenlere yöneldi.
Aslında bugün şanslı günlerinden biriydi, babası sarhoş olsaydi olacaklarin haddi hesabi olmazdı. Bir kaç tokat darbesinden korkmazdi fakat kan.. onun en büyük travmalarindan biriydi.
Geceleri barış kafasini yastığa koymadan önce içindeki buruk umutla, tanrıya minnetarligini her gece dualarında var ederdi. Ve bundan hiçbir zaman vazgeçmemisti. bu gece de gözlerini kapadan önce her zaman yaptığını yaptı.
Bạn đang đọc truyện trên: Truyen3h.Co