Truyen3h.Co

TERBİYESİZ #Wattys2016

HAKİM AMCA

busramarsel

Jülide beni eli kelepçeli görünce kalan son aklını da kaçırmıştı haliyle... Aslında beni görünce mi fenalaşmıştı yoksa Cem' i leopar desenli bornozun içinde görünce mi bilemiyordum. Ah ellerim kelepçeli olmayacaktı ve de telefonum beni sürükleyen poliste kalmayacaktı Cem' i patates diye anırtıp İnstagram ın gülü hatta twitter da trendtopic yapacaktım. Ah ah...
Hani Jülide' ye anlatsam beni Cem den soğutmak için bahane üretiyorsun diyecekti. Elimde bir delil olaydı iyiydi hakikaten. Şimdi bizim kıza ağzımla kuş tutsam Cem' in orada olduğuna inandıramazdım. Kafamda deli sorular... Cem' in o kılıkta ne işi vardı ki hastanede.
Kapatılmış olduğum nezarethanede dört dönüyordum. Üzerimde tuvalet, ayağımda cinayet silahı topuklu ayakkabılar. Saç baş kafamdaki tokaları almış olmalarından mütevellit yataktan kalkmıştan hallice...
Görüntü kirliliği olmak ile beraber hoşdere caddesinde malum işe çıkan ablalardan da farksız bir haldeydim. Sabah olacak da ben mahkemeye çıkacaktım. Beni kurtarmasını umduğum tek kişi olan Jülide dede iki seksen yerlerin tozunu alıyordu en son bırakmak zorunda kaldığımda...
Hal böyle olunca mike mike mahkemeye çıkacak büyük ihtimalle de adamla anlaşmanın bir yolunu bulacaktım. Aksi halde infazım yanacak, geçen sefer sokaktaki köpeğe taş attığı için dövdüğüm kadın yüzünden almış olduğum altı aylık hapis cezamı yatmak için cezaevine doğru yol alacaktım ufak ufak. Kara bahtım kem talihim ile sevişmekten bir hayli yorulmuştum. Ne olurdu ki hayatda bana güzel tarafının acıcık ucundan vereydi. O değilde hiç yoksa bir bardak içecek bişey verselerdi.Harbiden ya o kadın memur su vereydi iyiydi...
İndim dereye taş bulamadım, indim dereye taş bulamadım
buradan kaçacak delik bulamadım...
Kaçacak delik bulamamıştım belki ama kafayı sıyırmamanın yolunu bulmuştum en azından. Üzerimde tuvalet, dilimde İbrahim Tatlises klasiği ve nezarethanede dört köşeyi halay çekerek tavaf eden ben...
Aralarda kameranın önüne geçip el sallamayı öpücük atmayı ve beni sizler yarattınız diyerek teveccüh de bulunmayı da ihmal etmiyordum tabiki. Ne sakın geceydi yahu? koca nezarethanede bir başıma monolog takılıyordum. bir iki kişi geleydi en azından sol kolumu dayayıp halaya ekleyeceğim eleman olurdu. Sol kolumu 90 derecelik dik açıyla havada tutmaktan yorulmuşum hani. bir taraftan düşünmeyi de ihmal etmiyordum. Bir tek şeye karar veremiyordum. Döndüğüm şahıstan özür dilerken hanım abla mi demeliydim yoksa beyefendi mi? Zaten yeterince mıçmıştım üzerine sıva sam ne olurdu ki?
Ne demişler buradan öte koy döte.
Tepinmelerime dayanamamış olacaklardı ki nezarethanede kapısı büyük bir gıcırtı ile açılmıştı. Ulan başka bişey istesem olacak ha. Sol kolumun altına takviye kuvvet olarak 5 tane abla sokmuşlar dı içeri. Ablaların görüntü benden pek farklı olmadığına göre kesin şamata vardı sabaha kadar. Önceden tecrübeli olduğum için daha mahkemeye çıkmama saatler vardı. Sürekli damlayan musluk, çalışan havalandırmadan gelen ruh bunaltıcı gıcık ses ve sidik kokulu tuvaleti görmezden gelmenin en kolay yolu deliliğe vurmaktı sonuçta. Hal böyle olunca bizde koyacaktık dötüne dünyanın artık lavman neresine girerse...
Hemen muhabbete dalmadan önce radarlarımı pardon kulaklarımı 4 açmıştım. Ve fakat ama duyduklarıma inanamıyordum . Nezarethanede tutuklumuyduk yoksa Esra Erol' un evlendirme programında mi belli değildi. Anladığım kadarıyla ablalar pavyonda kons olarak çalışıyordu. Olay da ablalardan bir tanesinin daimi müşterisinin diğer ablayı masaya çağırmasından kopmuştu.Ancak şöyle garip bir durum vardı ki müşterinin çağırdığı abla da abi çıkmıştı. Müşteri ablanın abi olduğunu anlayınca olay çıkarmış bu sefer de ablaların arasında olay çıkmıştı. Ben halay demiştim değil mi? unutun halayı bir paket tuzlu çekirdek verenin kırk yıl kölesi olurum modundaydım...
Tam cıngar çıkmış saç saça birbirlerine girmişlerdir ki birinin elinde abi olan ablanın peruğu kalmış o an patlatırım kahkaha ile saatlerdir tuttuğum çişimi de sonunda salmıştım...
Boğazıma martı kaçmış gibi kahkaha atıyorken bir taraftan da sanki eteğimi tutuşmuş gibi tuvalete koşuyordum. Deliliğin yanına sidikli oluşumda tescillenmiş ti ya artık.
Daha da söylenecek söz kalmamıştı.
****
Saatler saatleri kovalamak geceyi kaçırmış olduğum bir kaç damla nın haricinde kazasız belasız atlatmıştım. Karga tulumba sevk aracına bindirilmiş ve sonunda kendimi Adliye koridorlarında eli kelepçeli bulmuştum. Üstelik bula bula çok ünlü bir çiftin boşanma davasının olduğu günü bulmuştum.Hal böyle olunca da pek değerli magazin basınına bir korku filmi karakteri edasıyla peynir diyerek poz verirken bulmuştum kendimi.Kuvvetle muhtemel bir hafta boyunca flaş flaş flaş diyerek vereceklerdi haberimi. Sonunda mahkeme salonunun kapısına varmış ve sanık bölümündeki yeri mi almıştım. Müşteki olan bey hanım abla dinlenmiş ve sıra bana gelmişti.Tam göğsümü gere gere ama Hakim Amca diyecektim ki mahkeme salonundan içeri sürekli terk ettiğim sevgilim Erkan bir avukat ordusuyla girmişti. bu adamın beni neden terk etmediğini anlayamıyordum. hani ben olsam beni en az ellerin sefer terk ederdim. Evlat olsam çekilmezdi hani. Zaten bu yüzden bizimkiler de 7 yaşından sonra salmıştım yakamı.Acaba bu adam beni gerçekten sevecek kadar deli olabilir miydi? Kafamda deli sorular...
Buradan az sonra paçayı sıyıracağıma göre acaba Cevriye görünümlü Cem neredeydi?

Bạn đang đọc truyện trên: Truyen3h.Co